Ev İçi Şiddetle İlgili Temel Kavramlar

KADINA YÖNELİK ŞİDDET VE EV-İÇİ ŞİDDETLE İLGİLİ HUKUK SÖZLÜĞÜ

Hazırlayanlar: Funda Kaya-Furkan Kararmaz-Olcay Karacan

Aile İçi Şiddet:

Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ne göre, “mağdur faille aynı haneyi paylaşsa da paylaşmasa da, aile veya hanede, eski veya şimdiki eşler ya da partnerler arasında meydana gelen her türlü fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddettir.”[1]

Ataerkillik:

Ataerkillik, erkeğin egemenliğine dayanan toplumsal yapıdır. Ataerkil yapı nedeniyle sosyal ve kültürel hayatın her alanında erkek egemenliği söz konusudur.  Bu kavram erkeklerin kadınlar üzerindeki hâkimiyetinin varlığını anlatmak için kullanılır.[2] Ataerkil sistem nedeniyle tüm iktisadi, siyasi, dini, toplumsal ve kültürel kurumlar, erkeklerin elinde ve denetimindedir. Kadınların üretici olarak emek güçleri, doğurganlıkları cinsellikleri ve hareket özgürlükleri ataerkillik tarafından düzenlenmekte ve kontrol edilmektedir.[3] Ataerkillik kadınların erkeklere bağımlılığının temelini oluşturur.[4]

CEDAW:

(Convention on the Elimination of All Forms of Discrimination Against Women)

Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’dir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 18.12.1979 tarih ve 34/130 sayılı kararıyla kabul edilmiş ve 1 Mart 1980 tarihinde BM üyesi ülkelerin imzasına açılmıştır. Sözleşme, 3 Eylül 1981 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye ise, CEDAW’ı 1985 yılında imzalamıştır.[5] CEDAW, “Kadınların İnsan Hakları Bildirgesi”[6] olarak da nitelendirilmektedir.  Bu belge ile kadına karşı ayrımcılığın evrensel bir problem olduğu ifade edilmiş ve kadınlarla erkeklerin eşit konuma getirilmesi amaçlanmıştır. [7]

Cinsel İstismar:

18 yaşından küçüklere karşı gerçekleştirilen cinsel saldırı ve cinsel taciz eylemleri “çocuğun cinsel istismarı” olarak değerlendirilir. [8] (Bkz. cinsel taciz ve cinsel saldırı maddeleri.)

Cinsel Saldırı:

Cinsel saldırı, rızaya dayalı olmayan cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığının ihlal edilmesidir. Cinsel saldırı iki biçimde ortaya çıkabilir: İlk şeklinde, cinsel saldırı cinsel birleşme olmadan kişinin vücut dokunulmazlığının ihlali şeklinde gerçekleşir. Bu tür cinsel saldırı örnekleri arasında; durumun özelliklerine göre sarılmak, ellemek, okşamak, dokunmak sayılabilir. İkinci tür cinsel saldırıda ise kişinin vücut dokunulmazlığının vücuda cinsel organ veya sair bir cisim sokulmasıyla ihlal edilmesi söz konusudur. [9]

Cinsel Taciz:

Bir kişiye yönelik olarak rızaya dayalı olmaksızın ve vücut teması olmadan yapılan cinsel nitelikli söz söyleme ve/veya tavır ve davranışlarda bulunmadır. Basit taciz, sürekli taciz ve ağır taciz olarak üçe ayrılır: Basit taciz; tehdit, şantaj ya da hakaret unsuru taşımayan ancak rahatsız edici istenilmeyen ortamları hareketlerdir. Laf atmak ve cinsel içerikli şaka yapmak örnek olarak verilebilir. Sürekli taciz; basit tacizin uyarılara rağmen devam etmesi halinde söz konusu olur. Ağır taciz; tehdit, şantaj ya da hakaret benzeri fiillerle ortaya çıkan ve kişinin davranışlarını kontrol altında tutmaya yönelik eylemlerdir. [10]

Duygusal Şiddet

Duygusal şiddet; karşı tarafa baskı uygulayabilmek için duyguların ve duygusal ihtiyaçların tutarlı bir şekilde istismar edilmesi ve bir yaptırım ve tehdit aracı olarak kullanılmasıdır. Örneğin söz ve hareketlerin düzenli bir şekilde korkutma, sindirme, cezalandırma ve kontrol etme aracı olarak kullanılması duygusal şiddettir. Kişinin değer verdiği konularda sistematik olarak çok ağır olarak hakaret ve sözler söylemek, kişiye küçük düşürücü adlar takmak, kişiyi sık sık olumsuz şekilde eleştirmek ve alay etmek de örnekler arasında sayılabilir.

Ekonomik Şiddet

Bireylerin çalışmalarının ve gelir sağlamalarının engellenmesi, çalışmaya zorlanmaları, kişisel kazançlarına veya malvarlıklarına el koyulması, malvarlıklarını yönetmelerine engel olmak şeklindeki davranışlardır.[11] Ataerkil sistem nedeniyle özellikle kadınların ekonomik şiddet mağduru olduğu görülmektedir. Eşine para vermeme, kazancına el koyma gibi örnekler ekonomik şiddettir.

Ev İçi Şiddet

Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddeti Önleme ve Mücadele Etme Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ne göre; “Ev içi şiddet, şiddete uğrayanın şiddet uygulayanla aynı evi paylaşıp paylaşmamasına bağlı olmayan, eski veya şimdiki eşler ve partnerler arasında meydana gelen her türlü fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddet anlamına gelmektedir.” Ev içi şiddetin temel özelliği şiddete uğrayan ile şiddet uygulayan arasında yakın ilişki bulunmasıdır. Belirtilen tanım çerçevesinde şiddet uygulayan ile şiddete uğrayanın aynı evi paylaşmaları veya evli olmaları gerekli değildir. Ev içi şiddet ile aile içi şiddet farklıdır. Ev içi şiddet daha kapsamlıdır ve aile içi şiddeti yani aile bireylerine uygulanan şiddeti de kapsar. Ev içi şiddet genellikle kadınlara yönelerek kadınları baskı altına almak için kullanılır. [12]

Hayata Kast:

4721 sayılı ve 22.11.2001 tarihli Türk Medeni Kanunu’nun 162. maddesine göre; eşlerden birinin diğer eşin hayatını son vermeye ilişkin kasıtlı eylemde bulunmasıdır.[13] “Eşlerden birinin diğerini öldürmek niyetiyle hareket etmesi yeterlidir,[14] yaptığı hareketin ve kullandığı araçların öldürmeye elverişli olup olmaması önemli değildir.“[15]

İstanbul Sözleşmesi

Kadınlara Yönelik Şiddet Ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi Ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi.

Uluslararası hukukta kadına yönelik ve aile içi şiddet konusunda yaptırım gücü olan ilk sözleşmedir. Bu sözleşmede “Kadına yönelik şiddet”, “aile içi şiddet”, “kadına yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddet” kavramları tanımlanmakta, şiddet,  yalnızca fiziksel değil, cinsel, ekonomik, psikolojik ve ekonomik boyutlarını da içerecek şekilde açıklanmakta ve toplumsal cinsiyet bağlamında ele alınmaktadır. 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da imzalanan İstanbul Sözleşmesi, Türkiye’de 8 Mart 2012 tarih ve 28227 sayılı Resmî Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.[16]

Kadına Yönelik Şiddet:

Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ne göre, “İster kamusal ister özel alanda meydana gelsin, kadınlara fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik acı veya ıstırap veren veya verebilecek olan toplumsal cinsiyete dayalı her türlü eylem veya bu tür eylemlerle kadınları tehdit etme, zorlama veya keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakma anlamına gelir. Kadına yönelik şiddet, insan hakları ihlali ve kadınlara yönelik ayrımcılığın bir biçimi olarak anlaşılmaktadır.”.[17]

Kadınlara Yönelik Toplumsal Cinsiyete Dayalı Şiddet:

Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ne göre, “Doğrudan kadınlara yalnızca kadın oldukları için uygulanan veya orantısız bir şekilde kadınları etkileyen şiddet” anlamına gelir.[18]

Kamusal Alan:

Toplumsal ilişkilerin gerçekleştirldiği, yasaların yapıldığı, politik ilkelerin tartışılarak kararlaştırıldığı ve vatandaşların bu sürece katılarak siyasete dâhil olduğu alandır. [19]

Maddi Eşitlik:

Şekli eşitlik anlayışının yetersizliği sonucu toplumsal cinsiyet bakımından sosyal, ekonomik ve siyasal eşitsizliği göz önünde tutan eşitlik anlayışıdır. En önemli gereklerinden biri pozitif ayrımcılıktır. [20]

Misilleme:

Cinsel veya duygusal amaçlı gayret ve teklifleri reddetmesi ya da tacize uğradığını düşünerek şikâyet etme yoluna gitmek istemesi/gitmesi nedeniyle, örtülü olarak veya açıkça kişinin iş veya eğitim yaşamının intikam amacıyla zorlaştırılmasıdır. Bu da bir taciz türü olarak değerlendirilir.[21]

Olumlu Ayrımcılık:  .

Yasa önünde eşitlik anlayışı tek başına yeterli olmadığından toplumsal hayatta fiili eşitliği sağlayabilmek için dezavantajlı gruplar lehine etkili önlemler alınmasıdır.  Olumlu ayrımcılık kapsamında kamu kurum ve kuruluşlarının politikalarının oluşturulmasında dezavantajlı gruplarınn yaşadığı eşitsiz durumun giderilmesine yönelik çözüm önerileri üretilir. [22]

Onur Kırıcı Davranış:

Onur kırıcı davranışın ağır surette olması, 4721 sayılı ve 22.11.2001 tarihli Türk Medeni Kanunu’nun 162. maddesine göre; boşanma nedenidir. Eşe sürekli çocuklarının, yakın akrabalarının, komşularının yanında ya da topluma açık yerlerde hakaret edilmesi ya da küçük düşürücü, aşağılayıcı davranışlarda bulunulması, cinsel içerikli söz ve davranışlarda bulunulması bu tür davranışlara örnek gösterilebilir.

Özel Alan: Aile ve hane içi alan olarak da ifade edilebilen hayatın günlük ihtiyaçlarının karşılandığı alandır. [23]

Özerklik

Kişinin, kendi kendisini belirlemesinden, yönlendirmesinden yönetmesinden oluşan ve her türlü dış baskı ve zorlamadan bağımsız olmasıdır. [24]  Başkaları tarafından engellenmeme hakkıdır. [25]

Pek Kötü Davranış:

Pek kötü davranış 4721 sayılı ve 22.11.2001 tarihli Türk Medeni Kanunu’nun 162. maddesine göre; boşanma sebebi olarak sayılmıştır. Buna göre pek kötü davranış eşlerden birine eziyet veren, acı çektiren,  eşlerden birinin beden ya da ruh sağlığını tehlikeye atan veya bozan her türlü muameledir. Aç bırakmak, dövmek, anormal cinsel ilişkiye zorlamak, işkence etmek pek kötü davranış kapsamına giren eylemlerdir.[26] Hatta eşlerden birine karşı, şahsiyetine karşı diğer eşten gelen hazmedemeyeceği muamelelerde pek kötü davranış kapsamında düşünülmektedir.[27]

Şekli Eşitlik:

Benzer durumda olanlara benzer şekilde davranma anlamına gelir. Şekli anlamda eşitlik kadınlarla erkeklerin aynı şekilde haklara sahip olmasını gerektirir. [28]

Şiddet

İnsanın maddi ve manevi varlığına zarar verilmesidir. Şiddet; “sahip olunan güç veya kudretin, yaralanma ve kayıpla sonlanan bir biçimde veya yaralanma ve kayıpla sonlanma olasılığı yüksek bir biçimde kendine, bir başka insana, bir gruba veya bir topluma karşı uygulanması ya da uygulanacağına dair tehditte bulunulması”[29] olarak tanımlanabilir.

Tecavüz:

Bir kişiyi rızası olmaksızın cinsel ilişkiye zorlamaktır. Tecavüzde cinsellikle ilgili fizik bütünlüğünün ve vücut dokunulmazlığının ihlali söz konusudur ve cinsel şiddet kapsamına girer. [30]

Toplumsal Cinsiyet:

Biyolojik cinsiyetten farklı olarak kadınla erkeğin sosyal ve kültürel açıdan tanımlanmasını ifade eder. Toplumların cinsiyetleri ayırt etme biçimi ile onlara yüklediği toplumsal rolleri anlamak için toplumsal cinsiyet kavramı kullanılır. Toplumsal cinsiyet kavramı ile kadınlar ile erkekler arasındaki güç ilişkilerinin ve eşitsizliklerin sorgulanması ve toplumdaki kadın ile erkek arasındaki farklılıkların biyolojik olarak değil sosyal olarak oluştuğunun anlaşılması amaçlanmaktadır.

Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği:

Toplumun kadın ve erkeğe yüklediği sosyal ve kültürel roller nedeniyle[31]kadının erkeğe göre ikincilleşmesi ve dezavantajlı durumda olmasıdır. Toplumsal cinsiyet ile erkek egemen sistemde erkekler ile kadınlar arasında erkeğin lehine ve kadının aleyhine olacak şekilde eşitsizlik meydana gelmektedir.

Töre (Namus)Cinayeti

Namus saikiyle işlenen cinayetlerdir. Töre, şeref, haysiyet öldürmeleri olarak da ifade edilmektedir. Namus cinayetleri toplumsal cinsiyete dayanan bir şiddet türüdür ve erkek egemen yapının sürüdürülmesini sağlamaktadır. [32]

[1] Bkz. Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi:www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/03/20120308M1-1.pdf (10.04.2013)

[2] Yıldız Ecevit ve diğerleri, Toplumsal Cinsiyet Sosyolojisi, Anadolu Üniversitesi Yayını, Eskişehir 2011, s.14.

[3] Ibid. s.28.

[4] Ibid. s.133.

[5] CEDAW Bakanlar Kurulunun 24 Temmuz 1985 tarih ve 85/9722 sayılı kararnamesi ile yayımlanmıştır. (RG 14.10.1985, S.18898. )

[6] Feride Acar, “Kadınların İnsan Hakları Hukuku”, İnsan Hakları, Hukuk ve Kadın, Bihterin Vural Dinçkol  (haz.), İstanbul Ticaret Üniversitesi Yayınları, İstanbul 2003, s. 21.

[7] Bihterin Vural Dinçkol , “Kadın Erkek Eşitliği için Pozitif Ayrımcılık”, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi,  Yıl 4 Sayı 8 Güz 2005/2.

[8] Bkz. http://www.cts.ankara.edu.tr/?page-id=72 (16 Nisan 2013).

[9] Ibid.

[10] Ibid.

[11] Eray Karınca, Sorularla Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet, Ankara Barosu Yayınları, Ankara 2011, s.25.

[12] Fatmagül Berktay ve diğerleri, Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları, Anadolu Üniversitesi Yayını, Eskişehir 2013, s.128.

[13] Aydın Zevkliler, Beşir Acarbey, Emre Gökyayla, Medeni Hukuk, Seçkin Yayınları, Ankara 1999., s. 984.

[14] Ömer Uğur Gençcan, Öğreti ve Uygulamada Boşanma Tazminat-Nafaka Bilimsel Açıklama, İçtihatlar ve İlgili Mevzuat,  C. 1, Yetkin Yay, İstanbul, 2000, s. 129.

[15] Kemal Oğuzman, Mustafa Dural, Aile Hukuku, Filiz Kitabevi, İstanbul, s. 285.

[16] Bkz. http://www.kadınınstatüsü.gov.tr/htm/19429/Istanbul-Sözlesmesi (16 Nisan 2013).

[17] Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi:www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/03/20120308M1-1.pdf (10.04.2013)

[18]  Ibid.

[19] Yıldız Ecevit ve diğerleri, Toplumsal Cinsiyet …, s.65.

[20] Ibid, s. 167.

[21] Bkz. http://www.cts.ankara.edu.tr/?page-id=72 (16 Nisan 2013).

[22] Fatmagül Berktay ve diğerleri, Toplumsal Cinsiyet …, s.110.

[23] Yıldız Ecevit ve diğerleri, Toplumsal Cinsiyet …, s.65.

[24] Ahmet Cevizci, Felsefe Sözlüğü, Ekin Yayınları, Ankara 1996, s.407.

[25] Yıldız Ecevit ve diğerleri, Toplumsal Cinsiyet…, s.168.

[26]  Zevkliler/Acarbey/Gökyayla, Medeni…, s. 985.

[27] Mustafa Reşit Belgesay,  “Aile Hayatı ve Boşanma ve Kaziyei Muhakemeye İtirazAhmet Esat Arsebük Armağanı ”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Ankara 1958, s. 257.

[28] Yıldız Ecevit ve diğerleri, Toplumsal Cinsiyet …, s.167.

[29] Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan tanımdır.

[30] Fatmagül Berktay ve diğerleri, Toplumsal Cinsiyet … s.130.

[31] Yıldız Ecevit ve diğerleri, Toplumsal Cinsiyet …, s.86.

[32] Fatmagül Berktay ve diğerleri, Toplumsal Cinsiyet … s.133.